Çok sevdiğiniz bir yakınınız, eşiniz ya da çocuğunuz bir gün lösemi hastası olursa ne yaparsınız? Ateş düştüğü yeri yakarmış. Bugün duyarlı olmazsak yarın bizim için belki de çok geç olacaktır. Hastalarımız içinse yarın belki de hiç olmayacaktır…
Ailesinden uygun ilik bulamayan kan kanseri ve lösemi hastalarının yani yaşamın kıyısına gelmiş insanların tek umudu kemik iliği bankası zor günler geçiriyor… Yeterli sayıda verici bulunamadığı için hayatını kaybeden hasta sayısı 723…
Donör (verici) sayısı az, test ücretleri karşılanamıyor, ilik bekleyen birçok hastaya ilik bulunamıyor ve daha da önemlisi Kemik İliği Bankamız, bunları sağlayamadığı için Dünya Kemik İliği Bankası’ndaki öncelikli üye imkanlarını kaybetme aşamasına gelmiş durumda... Bu konuda acilen harekete geçilmesi gerekiyor. İşte bu sorunlar hakkında Kemik İliği Bankası Koordinatörü Doç. Dr. Sarper Diler’le görüştük…
Kemik iliği nedir?
Kemik iliği, kanda dolaşan hücrelerimizin ana hücreleridir. Kandaki hücreler, yani alyuvarlar, akyuvarlar (lökositler), trombositler kemik iliği hücreleri tarafından üretiliyor. Eğer kemik iliği hücrelerinin çalışmasında sorunlar yaşanırsa ciddî hastalıklarla karşı karşıya kalırız. Akyuvarlar eksik ya da fazla olduğunda bağışıklık sistemimiz zayıflar hatta devre dışı kalıp en ufak bir mikrop vücuda girdiğinde direnemez böylece hastalanır veya ölebiliriz. Alyuvarlar (eritrositler) eksik olunca da anemi (kansızlık) ortaya çıkar ki, bunun ileri düzeyi yine ölüme neden olabilir. Trombosit azlığı durumundaysa pıhtı oluşumunda aksaklıklar meydana gelir ve bir yerimiz kanadığında kanama durmaz, trombosit çokluğunda ise kan pıhtısı, kalp ya da beyin damarlarını tıkayıp, kalp krizi yada felç ile sonlanabilir.
Peki genetik faktörler dışında, neden bu hastalıklarla karşı karşıya kalıyoruz?
Sanayileştik; soluduğumuz hava temiz değil, içtiğimiz sularla ilgili soru işaretleri var, yüksek gerilim hatları, elektromanyetik dalgalar çok yakınımızda ve bedenimizi etkiliyor. Sebze ve meyvelerdeki hormonların ne kadar kanserojen içerdiğini bilmiyoruz. Çernobil’i biliyoruz ama bilmediğimiz başka küçük çaplı Çernobiller de var ve bunların etkilerini bilemiyoruz. Karadeniz’de bugün neredeyse her evde bir kanserlinin olduğu haberlerini alıyoruz. Bütün bunlar kemik iliği kanserinin, löseminin inanılmaz derecede artmasına neden oluyor. Örneğin, eskiden lösemi, çoğunlukla çocuklarda görülürken şu anda bize başvuran hastaların % 60’ı çocuk, % 40’ı erişkinlerden oluşuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir raporunda önümüzdeki on sene içinde kanser vakalarının % 325 artacağı, bundan gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin daha fazla etkileneceği belirtiliyor.
Hangi hastalıklarda kemik iliğine ihtiyaç duyuluyor?
Kan hastalıklarında; anemilerde, kan kanserlerinde ve lösemilerde. Ayrıca metabolik hastalıklarda, aşırı radyasyona maruz kalmaktan kaynaklanan radyasyon zehirlenmelerinde, bazı genetik hastalıklarda, bazı böbrek tümörlerinde ve göğüs kanserlerinde kemik iliği naklini alternatif bir tedavi olarak görmekteyiz. Ancak kemik iliği nakliyle tedavi edilen hastalıkların sayı ve türleri de gün geçtikçe artmakta.
Peki bütün bu hastalıklarda herkese kemik iliği nakli mi yapılıyor?
Öncelikli olan ilaç tedavisi yani kemoterapidir. Bundan yarar görülmezse kemik iliği nakli aklımıza gelir. Nakil için önce birinci dereceden akrabalar, kardeşler araştırılır. Eğer bu araştırmada uygun gen grubu bulunamazsa, kemik iliği bankalarından, hastanın tanımadığı bir gönüllüden kemik iliği bulmaya çalışarak hastayı hayata döndürmeye çalışırız.
Tedavilerde kemik iliği naklinin başarı yüzdesi nedir?
Bundan 25 sene evvel parmakla sayılır derecede kemik iliği nakli yapılırken geçen sene dünyada 12,000 kadar hasta aile dışı kemik iliği nakliyle yaşama döndürüldü. Amerika’da ilk zamanlar başarı oranı yüzde 2-2,5 olarak veriliyordu. Bugün artık yüzde 15 ila 60 arasında bir başarı oranı söz konusu. Yüzde 15’lik başarı oranının düşük olduğunu ve bu orandaki bir tedavinin ülkemiz için lüks olduğunu söyleyen insanlar var. Onlara şunu sormak isterim: Bu oran yüzde 1 dahi olsa, kendileri ya da sevdiklerinin böyle bir rahatsızlıkla karşı karşıya kalması durumunda bu şansı kullanırlar mıydı, kullanmazlar mıydı?
Önümüzdeki yıllarda ülkemizde ilik nakli yapılması beklenen hasta oranı nedir?
Cumhuriyet’in 100. yılında 5 milyon yeni kanserli bekleniyor dersem olayın büyüklüğü ve ciddiyeti anlaşılır sanırım. İlerleyen zamanda tedavilerden sonuç alınamaması halinde diğer hastalıklarla birlikte en az 10-15 bin kişilik bir aday kitlesi söz konusu. Buna kanser hastalarının sayısında beklenen artış da eklenince manzara daha ürkütücü olacak. Bu tabloyu gören Almanya ve Amerika gibi milyonlarca vericiye sahip ülkeler milyonlarca dolar bütçe ayırıp verici sayılarını artırmaya çalışıyorlar. Bir şekilde geleceklerine yatırım yapıyorlar.
Dünyadaki ilik nakli başarı oranlarını Türkiye’dekilerle karşılaştırabilir miyiz?
Dünya standartlarına uygun bir başarı oranına sahibiz. Bugün için böyle bir nakli yapabilecek 8 merkezimiz var. Bu merkezlerin özellikle akraba dışı nakillerin yapılabilmesi için yeterince desteklenmediklerini görüyorum. Bunun yanında bir de işin ekonomik boyutu var. Yurt dışında kemik iliği nakli yaptırmanın 200 bin dolarla 1 milyon dolar arasında bir maliyeti var. Türkiye’de ise ortalama 50-60 bin dolara yapmak mümkün. Bütün bu üst düzeydeki çabalara rağmen ABD’de 86 Avrupa’da 81’ i kurtarılıyorken, Türk hastaların 100 tanesinden ancak biri kurtarılıyor.
Kemik iliği bankasının şu anki durumu nedir ?
1998’de kurulduk. Şu anda Kemik İliği Bankasının bulunduğu yer, İst. Tıp Fakültesi Tıbbî Biyoloji Ana Bilim Dalı içerisinde küçük bir yer. Siz de gördünüz yerimizi! Bu bölümün lâboratuarlarını kullanıyoruz. Bu lâboratuar her türlü nakiller ve diğer hastalıklar için de rutin olarak çalışan bir yer. Ama bu çalışmalara kemik iliği bankasının çalışmalarını da yükleyince sistem tıkanıyor. 2006 yılında yeni başvuran hasta sayısı 392. 1999’dan beri ise başvuru sayısı 2010 olmuştur, 723’ü yeterli banka olmadığı için ölmüştür. 1287’si ise hala bekliyor ve zamanla yarışıyorlar. Bankanın aktiviteleri tüm yetersizliklere karşı arttı. 2003’de 1, 2004’ de 2, 2005’de 6 nakli organize eden kemik iliği bankası 2006’da 378 kişiye uygun ilik adayı buldu ancak bunlardan 20 kişiye ilik nakli yapılabildi. Akdeniz, Gazi Üniversitesi, Yeditepe ve Ankara Üniversitesi’ndeki hastalara sağlanan iliğin yanı sıra, kordon kanı da önemli bir kaynak oldu. Bütün bu üst düzeydeki çabalara rağmen ABD de 86 Avrupa da 81’ i kurtarılıyorken, Türk hastaların 100 tanesinden ancak biri kurtarılıyor.
Yeterli verici var mı peki?
Olması gerekenden çok ama çok gerideyiz. Dünya Kemik İliği Bankası’nın öngörüsüne göre Türkiye’de 150 ila 300 bin vericinin olması gerekiyor. Zira 550 bin nüfusu olan Güney Kıbrıs’ta 114 bin verici var. Yaklaşık 250 milyon nüfuslu ABD’de 4,5 milyon, Almanya’da ise 2 milyon verici var. Bizim genetik olarak bu vericilerden faydalanmamız o toplumlara genetik olarak uzak olmamız nedeniyle pek mümkün değil, çünkü uygunluk oranı çok düşük. Dolayısıyla bu toprağın insanları yine bu topraklarda yetişen hastalara şifa olacaktır. Ama yeterli sayıda vericimiz olmadığı için ilik bulamadığımız birçok vakamız oluyor.
Yeterince donör bulunamamasının sebebi nedir?
Yetkililerin işin önemini anlaması gerekiyor. Gönüllü verici sayısını artırmamız bize başvuruların yapılmasıyla mümkün. Bir gönüllünün kayıt olması çok kolay; bir tüp kan verecek ve rıza formunu okuyup, anlayıp, imzalayacak. Ama bu andan sonra 50 ila 70 avro arasında bir test ücreti gerekiyor. Bunu gönüllülerden isteyemiyoruz. Bunun için bir fonumuzun olması şart. Ayrıca sadece kemik iliği bankası için çalışacak lâboratuarlarımızın olması lâzım. Yurt dışından ileri düzeyde bir çalışma istendiğinde yetiştiremiyoruz ve Dünya Kemik İliği Bankası toplantılarında çok kötü durumlara da düşüyoruz.
Thursday, April 19, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment