Tükettikçe tükeniyoruz…
Tüketiyorum o halde varım. Tüketiyorum o halde mutsuzum. Tüketiyorum o halde yokum…
Tüketim çılgınlığı küçük büyük demeden herkesi pençesine almış durumda. Önceleri pembe panjurlu ev hayalleri kurarken şimdilerde dubleks ya da tripleks, bahçesinde havuz olan villa hayalleri kuruyoruz. Ailenin bütün bireylerine de son model arabalar tabii ki. Benim cep telefonum seninkini döver diyerek en iyi marka cep telefonlarına tonlarca para döküp model yarıştırıyoruz. Boyumuzu aşan bu istekleri karşılayabilmek için de durmadan, daha çok, hep daha çok çalışıyoruz. ‘Neden benim de daha çok olmasın, komşuda var, ben de niye yok’ mantığı bizleri ihtiyacımız olsun olmasın sürekli daha çok almaya, daha çok tüketmeye itiyor. Artık, “ne kadar tüketirsen o kadar mutlu olursun” tezi çürümüş durumda. Cambridge Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre; ‘çok para’ sanılanın tersine mutsuzluk getiriyor. Üstelik bu refah bolluğunun yarattığı mutsuzluğun yeni bir adı var; Affluenza… Kulağa ilginç gelen bu terimin tam olarak ne anlama geldiğini Psikiyatr Doç. Dr. Kemal Sayar’a sorduk. “Maalesef, günümüzde intihar ve depresyon oranları eskiye göre artmış durumda. İnsanlar bolluğun ortasında bir içsel yoksulluk ve tatminsizlik duygusu yaşıyor. Bu durum, araştırmacıları ‘ne oluyor da maddi refahın bu kadar ilerlediği bir dönemde insanlar kendilerini bu kadar çaresiz, bu kadar sıkıntıda hissediyor’ diye araştırmaya itti. Çalışmalar sonucunda refah (affluence) ve grip (influenza) kavramlarının birleştirilmesiyle Affluenza terimi türetildi. Affluenza, kısaca refahın yol açtığı bir virüs salgını. Refahla birlikte yayılan içsel yoksulluk ve tatminsizlik hastalığı diyebiliriz. Öyle ki bu hastalık, kişiden kişiye ve toplumdan topluma da bulaşıcı özelliği taşıyor. İnsanlar alışverişe ağırlık veriyor. Hayatlarındaki boşluğu daha fazla satın alarak doldurmaya çalışıyorlar. Oysa, bu boşluk duygusu günden güne daha çok artıyor. ABD’deki büyük alışveriş merkezlerinde çok sık olan bu görüntü, Türkiye’deki alışveriş merkezlerinde de karşımıza çıkıyor. Bir tatil gününü çok daha güzel bir şekilde ve sevdikleriyle geçirmek yerine alışveriş merkezinde vitrinlere bakmak o insanların ilişkilerindeki yoksunluğun ve eksikliğin en açık göstergesi.”
Affluenza ilişkileri yüzeyselleştiriyor…
Bir yazar; “Biz modern dünyada artık eşyadan yana zengin, zamandan yana fakir insanlarız” diyor. Uzmanımız ise bu konuda şu açıklamaları yapıyor: “Zaman fakirliği artık yeni bir fakirlik türü olarak tanımlanıyor. Zaman fakirlerinin içsel yaşantıları çok kaliteli olmuyor. Bu kişiler dostlarına, ailesine, çocuklarına zaman ayırmıyor, yüzeysel ve geçici ilişkiler kuruyor. İnsanlar artık giderek işlerine yarayacak ilişkileri tercih etmeye başladı. Çıkar ilişkisine dayanan bu yeni biçim insanların bir kağıt mendil gibi buruşturulup atılmasına neden oluyor. Bunun sonucunda ilişkilerdeki yüzeysellik bir süre sonra insanın tamamen yalnızlaşmasına ve yabancılaşmasına yol açıyor. Artık paraya tahvil edilmeyen ilişkiler değersizleşmeye başladı. Anne babalığı, bir arkadaşla sabaha kadar sohbet edip onun dertlerini paylaşmayı paraya tahvil edemiyoruz mesela. Dolayısıyla özellikle paraya dönüşmeyen anne babalık, çok yakın arkadaşlık ve samimiyet değer kaybediyor.”
‘Pop Star’, ‘Biri Bizi Gözetliyor’ yarışmaları içi boş hayatları şırınga ediyor…
Maddi olanla doyum sağlama, şöhret merakı, tanınma isteği affluenzanın diğer belirtileri arasında bulunuyor. Etiler, Nişantaşı, Bağdat Caddesi’ndeki insanların ve sık sık magazinlerde yer alan sosyetik isimlerin bu kategoride yer aldığını belirten uzmanımız, ‘Pop Star ve Biri Bizi Gözetliyor’ şeklindeki yarışmaların da affluenza virüsünün yaydığı havadan beslendiğini söylüyor. Peki para ve şöhret bittiğinde bu insanlar nasıl hissediyorlar? Görüşlerine başvurduğumuz uzmanımız şu açıklamaları yapıyor: “Bu kişiler karşısındaki kişiler tarafından onay görmeyince, servetlerini ve şöhretlerini kaybettiklerinde etraflarında hiç kimseyi bulamayıp çok yalnızlaşıyorlar. İntihara, ilaçlara, alkole ve depresyona yöneliyorlar.” Affluenza’nın olumsuz etkileri bu kadarla da kalmıyor. Kişide bireysel ve profesyonel verimin azalması, gelecek motivasyonunun düşmesi, zevkleri erteleyememe, asabiyete dayanamama, düşük özbenlik, düşük özdeğer, özgüvenin azalması, dış benliktense iç benliğe az önem verme ve işkoliklik refah hastalığının önemli sonuçları arasında yer alıyor.
İş ortamı modern kölelik halini aldı!
Affluenza, iş hayatımızı da etkiliyor. Kemal Sayar, “Günümüzde ne yazık ki işin doğru ve güzel yapılması önem kaybetmiş durumda. Kişi ne kadar yükselirse o kadar zalimleşiyor, etrafındaki insanları yıldırıyor. Bazılarında ise iş hayatı giderek tatmin vermemeye başlıyor. İş hayatında doğru ve ahlaklı olmak değer kaybediyor ve orası sadece statü bakımından kendisini gerçekleştirdiği bir alan oluyor. Fakat sadece ‘iş’ bireyin kendini gerçekleştirmesine yetmiyor. Anlam problemleri çıkmaya başlıyor, işten soğumalar yaşanıyor. İnsanlar modern iş ortamında kendi zamanlarını satarak para kazanma yeri oluyor. İş ortamı bu gidişle modern bir kölelik halini almış oluyor” diyor.
Affluenza testi:
Bu virüsün size de bulaşıp bulaşmadığını öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki teste katılın!..
Sahip olduklarını diğer insanlarınkilerle kıyaslıyor musun?
Depresif olduğunda takıntılı bir şekilde alışveriş yapıyor musun?Diğer insanların pahalı arabalarına, evlerine ve giysilerine özeniyor musun?
Başkalarının mali durumunu kendinizinkiyle kıyaslıyor musunuz?
Harcamak için daha fazla paranız olsaydı hayatınız daha iyi mi olurdu?
İsminizin medyada sürekli yer almasını istiyor musunuz?
Eğer, ‘evet’ cevaplarınız ‘hayır’ cevaplarından fazlaysa siz de affluenza hastalığına yakalanmış olabilirsiniz.
Affluenza hastalığına yakalanmak istemeyenler için öneriler:
*Neye ihtiyacınız olduğuna odaklanın. Reklamların söylediğine değil!
*Bir alana diğeri de bedava olan alışverişlerden uzak durun. Asla kullanmayacağınız şeyleri satın almayın.*Basit bir şekilde yaşayın
*Daha çok tasarruf edin
*Harcamalarınızı azaltın
*Plansız harcama yapmaktan kaçının
*Ödemek için peşin paranız olmadıkça kredi kartınızı kullanmayın
*İnternet üzerinden kredi kartıyla alışveriş yapmayın
*Rahat bir şekilde ödeme yapabileceğinizden fazlasına ev satın almayın
*Boş zamanlarınızı olabildiğince eğlenerek geçirin. Zamanınızı boşa harcadığınızı düşünmeyin. *Çocuklarınızla konuşun, onlarla zaman harcayın, eğitimiyle meşgul olun, anneliğin tadını çıkarın.
*Zamanınız sahip olduğunuz eşyalardan daha değerlidir. Zaman zenginliğini eşya zenginliğinden daha fazla önemseyin.
Thursday, October 18, 2007
Subscribe to:
Posts (Atom)